"Enter"a basıp içeriğe geçin

Sarp Yokuşun Eteğinde İnsan

Şaban Ali Düzgün’ün Sarp Yokuşun Eteğinde İnsan isimli kitabından altını çizdiğim bazı satırlar

  • İnsan sarp yokuşu göze alamadı. Sen sarp yokuşun ne olduğunu bilir misin? Esir bir boynu kurtarmaktır (özgürlüğü için mücadele edene destek olmaktır) veya salgın bir açlık gününde insanların karnını doyurmaktır.

Yakın bir yetime veya toprağa yapışan bir fakire ikramda bulunmaktır. Bütün bunlardan sonra iman edip birbirlerine sabrı ve sevgiyi tavsiye etmektir.

Kuran, Beled, 11-17
  • İnsanın hem zihinsel hem bedensel özgürlüğünün tehdit altında olduğu ve bağnazlığın her türünün bizi çepeçevre kuşattığı bir çağda insanlığını korumakta hâlâ kararlı olan insan ne yapabilir? Kimden/nereden yardım alabilir? Hayatı kötürümleştiren düşünce ve eylemlere karşı hangi değerlerden kendine bir kale inşa edebilir?
  • Total kimliklere ait olmakla kendi kişiliğini gerçekleştirebileceğine inandıran insanlar, özgürlüklerini kaybederler.
  • Kuran’ın bireyi toplumla irtibatlandırma ve onu bu ilişkilerin kazandırdığı tecrübeyle hayat ırmağına katma hedefi, İslam vahyinin hemen başlangıcında kendini açığa vurmuştur.
    Hira dağında tek başına inzivaya çekilen Hz. Peygamberi, Allah, ıssızlığın ortasından almış şehirlerin anası denilen Ümmü’l Kura’nın yani Mekke’nin tam ortasına taşımıştır.
  • Vahyin temel amacı, insanlar arasındaki doğal ilişkileri işbirliğine dönüştürmektir. Havanın, toprağın, suyun ve güneşin işbirliği nasıl bir ağaca hayat veriyorsa, bireylerin amaçlı işbirliği de insanlara hayat veren ahlaki değerlerin yeşerecegi bir topluma hayat verir.
  • Kuran’ın indiği zamanki tazeliğini hissetmek isteyen her Kuran muhatabı, okuduğu ayetleri tarihsel şartlarından özgürleştirmeyi denemelidir. Böylece Kuran metni lafzı yönüyle tarihsel, ama anlam yönüyle tarihî bir özelliğe kavuşturulmuş olacaktır. Her peygamberin, kendi kavminin diliyle gönderildiğini söyleyen Kuran ayetinde kastedilen dil, konuşulan dilin ötesinde, dönemin zihin seviyesine, varlığı kavrama tarzına ve reel-ideal boyutlarıyla bir anlam dünyasının var olup olmadığına işaret eden geniş bir kullanıma sahiptir.
  • Kuran, ‘ihsan’ı ‘takva’dan daha üstün görmektedir. Kuran muttakiler için sadece hidayet kaynağı olarak anılırken, muhsinler için hem hidayet hem de rahmet kaynağı olarak gösterilmektedir. Zira ‘takva’ bireysel bir durumu gösterirken, ‘ihsan’ başka insanlarla olan ilişkilerimizde öne çıkmakta ve gerçek kimliğimizi ortaya çıkarmaktadır.
Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir