"Enter"a basıp içeriğe geçin

Sadece Kuran Söylemi ve Protestanlık

Sadece Kitab-ı Mukaddes diyen Protestanlarla Sadece Kuran diyenlerin zaman zaman benzerlikleriyle anıldıklarını görüyoruz. Genellikle “Sadece Kuran” söylemini olumsuzlama gayretiyle bu benzerlik vurgulanmaktadır. Gerçekte bu iki akımın benzer ve farklı yönleri nelerdir?

“Sadece Kuran” söylemini dile getirenlerin yeknesak bir topluluk olmadığını biliyoruz. Henüz gelişme aşamasında olan bu düşünce yerine yaklaşık 500 yıllık bir geçmişe sahip Protestanlık üzerinden giderek bu benzerlik ve farklılıkları ele alalım.

Protestanlığın üç temel çıkış noktası vardır.

  1. Kutsal kitaba yaklaşım biçimi,
  2. İman anlayışı,
  3. Tanrı ile ilişki/iletişim.

Bu üç temel noktadan “Sadece Kuran” söylemiyle benzerlikleri ve farklılıkları ele alınabilir.

Protestanlar “sola scriptura” yani “sadece kutsal metin” söylemi ile din konusunda yetkili tek otoritenin Kitab-ı Mukaddes olduğunu, Katolik kilisesinin, papalığın ve konsillerin hükümlerinin hiçbir bağlayıcılıklarının olmadığını öne sürerler.

“Sadece Kuran” söylemini dile getirenler de benzer şekilde, din konusunda bağlayıcı tek metnin Kuran olduğunu, Kuran’ın yorumu konusunda tek yetkili olanın da sorumluluk sahibi birey olduğunu öne sürerler.

Protestanlıkta insanı kurtuluşa götürecek olanın iman olduğu söylenir. İbadetlerin ve iyi davranışların insanı kurtaramayacağı, kurtuluşun sadece “Tanrı’nın rahmetiyle sağlanan iman”la olacağı söylenir.

“Sadece Kuran” söylemini dile getirenler sadece Allah’a iman ve salih amel (iyi davranışlar) ile cennetin kazanılacağına inanırlar. Ancak bu konudaki görüşler “henüz” burada ifade ettiğim kadar net bir şekilde ortaya konulmamış ve genel olarak kabul görmemiştir.

Protestanlara göre vaftiz olan her Hıristiyan birer rahiptir. Her Hıristiyan dini öğretiler ve ritüeller konusunda söz sahibidir. Ruhban sınıfı ve Tanrı ile insan arasındaki aracı figürlerin tamamı reddedilir. Ana dilinde ibadet meşrudur.

“Sadece Kuran” söyleminde de benzer yaklaşımı tarikatlar ve evliyalar konusunda görüyoruz. Allah ile insan arasında aracı konumunda bulunan şeyhlerin otoritesi reddedilir, her Müslümanın Allah’ın evliyası/dostu olduğu savunulur. Ana dilinde ibadet konusundaki görüşler henüz gelişmiş değildir. Aynı söyleme sahip kesimler arasında halen bu konuda farklı görüşler dile getirilmektedir.

Protestan söylemin üç temel ilkesini ele aldığımızda “Sadece Kuran” söylemiyle benzerliklerinin oldukça fazla olduğu görülüyor. Ancak Protestan söylemin din anlayışına daha detaylı baktığımızda bu benzerliklerin azaldığını görüyoruz.

Örneğin “insanın kaderi” konusu… Protestanlar insanın, kaderi konusunda söz sahibi olmadığına, iman başta olmak üzere yaşanılan her durumun Allah’ın takdiri olduğuna iman ederler. Luther’e göre “İnsanlar imana, kişisel gayretleri veya başkalarının yönlendirmeleriyle ulaşamazlar; Tanrı, kurtuluşunu takdir ettiği insanın kalbine imanı yerleştirir.”

“Sadece Kuran” söyleminde ise kaderin Protestanlıktaki, Sünnilikteki ve Şiilikteki gibi bir “alınyazısı inancı”na dönüştürülmesine kesin bir dille karşı çıkılır. Kader, Allah’ın yaşam için koyduğu ölçüler olarak tanımlanır. Buna göre insan, içine doğmuş olduğu tabiatın kuralları, sosyal ilişkilerin kuralları, psikolojik durumların işleyiş kuralları ve benzeri kurallar/ölçüler ile çevrelenmiş ise de bu kuralların elverdiği ölçüde kendi tercihleriyle hayatına yön ver(ebil)mektedir.

Protestanlıkta Kitab-ı Mukaddes’in literal anlamı dikkate alınır. Metnin batınî tevillerine itibar edilmez. Bu yaklaşım “Sadece Kuran” söyleminden çok Vahhabî/Selefî söyleme benzemektedir. “Sadece Kuran” diyen kesimler Kuran’ın muhkem ve müteşabih yönleri olduğunu, muhkem ayetlerin zahiri yönden, müteşabih ayetlerin ise batınî yönden tevil edilebileceğini savunurlar.

Protestanlıkta Kitab-ı Mukaddes’i yorumlama yetkisi herkese verilmiştir. Bu yaklaşım da Müslümanlarda daha çok Mealci denilen kesime karşılık gelmektedir. “Mealcilik” ile “Sadece Kuran”cılık aynıymış gibi görünse de bunlar aslında iki ayrı kesimi ifade etmektedir. Yukarıda belirtildiği gibi; Sadece Kuran söylemini dile getirenlere göre, Kuran’ın muhkem ve müteşabih yönleri bulunmakta, muhkem ayetler zahiri yönden, müteşabih ayetler ise batınî yönden tevil edilebilmekte; ayrıca muhkem ayetlerin tevilinin sıradan kimseler tarafından yapılabildiğine, müteşabih ayetlerin anlaşılabilmesi içinse müfessirlere başvurulması gerektiğine dair genel bir kabul bulunmaktadır.

Protestanlar ile Sadece Kuran diyenler arasındaki benzeşmeyen unsurların sayısı daha da artırılabilir. Örnek olması bakımından bu kadarının yeterli olduğunu düşünüyorum. Netice itibarıyla, bu iki kesim arasında genel olarak önemli benzerliklerin ve farklılıkların bulunduğunu söyleyebiliriz.

Kurumsallaşmış, geleneğe dönüşmüş ve yozlaşmış din anlayışına karşı bir “öze dönüş, ilk kaynaklara dönüş” bakımından benzerlikler olduğu ve dine/hayata/özgürlüğe bakış açısı yönünden ise farklılıklar olduğu söylenebilir.

Kısaca söylemek gerekirse; bu iki kesim arasında “biçim” yönünden benzerlikler olduğu gibi, “içerik” yönünden de farklılıklar mevcuttur. Karşılaştırma yaparken bu hususların göz önünde bulundurulması gerekir.

İlk Yorum Sizden Gelsin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir