"Enter"a basıp içeriğe geçin

Kur’ân-ı Kerîm’in Çevirileri

Kendimi bildim bileli Kurân-ı Kerîm’in Türkçe çevirileri ile meşgul olmaktayım. Çevirilerle ilgili gözlemlerimi ve bilgilerimi kısa kısa paylaşmak istedim.

  • Yaşar Nuri Öztürk’ün Kuran meali daha çok teknik bir çeviridir. Çeviride sözcüklerin farklı anlamları bir arada verilmiştir. Mükemmel olmasa da orijinal metne en sadık çeviridir. Karşılaştırmalı meal okuyanlar için faydası büyük olacaktır. Ancak farklı anlamların bir arada veriliyor oluşu nedeniyle sıradan bir okuyucu için karmaşık gelecektir.
  • Muhammed Esed’in Kuran meali için aynı zamanda kısa bir tefsir denilebilir. Esed’in çevirisi serbest çeviridir. Orijinal metindeki sözcüklerin birebir çevirisini yapmak yerine verilmek istenen mesajı öne çıkarmıştır. Bunu yaparken sık sık dipnotlarla izahatta bulunmuştur. Sıradan bir Kuran okuyucusu için, Kuran mesajını anlayabilmek açısından idealdir, ancak serbest çeviri olması sebebiyle, çevirisine kendi yorumları hâkim olduğundan, alternatif çevirileri de mutlaka okumak gerekir.
  • Edip Yüksel’in Kuran çevirisi için Reşad Halife’nin İngilizce çevirisinin Türkçe hali denilse de bunu karşılaştırma imkânım olmadı. Ben daha çok Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır’ın mealine benzettim. Elmalılı meali üzerinden yazıp, ihtiyaç duyduğu yerlerde kendi yorumunu katmış/değiştirmiş gibi geldi.
  • Elmalılı’nın mealini bazıları yere göğe sığdıramaz, ancak bunun sebebi muhtemelen hiç okumamış olmalarıdır. Zira Elmalılı’nın çevirisi de artık bir çeviri gerektiriyor. Çünkü Elmalılı’nın dili günümüz dilinden oldukça uzakta. Sıradan bir okuyucuya faydası olmayacaktır.
  • Hasan Basri Çantay mealinin de dili günümüze hitap etmiyor. Sıradan bir okuyucuya uygun değil. Ayrıca çevirilerini, yeni yapılmış diğer çevirilere göre, çok yetersiz buldum.
  • Bayraktar Bayraklı’nın meali okuyucuyu dipnotlarla sürekli olarak tefsirine yönlendirir. Sadece meali/çeviriyi okumak yetersiz gelecektir, tefsirini almanız gerekir.
    – “Tefsir tatmin eder mi?” derseniz,
    – Bilmiyorum, denemedim.
  • Suat Yıldırım’ın çevirisinde fahiş hatalar mevcut. Bu konuda Dücane Cündioğlu’nun Kuran çevirileri ile ilgili kitaplarında detaylı eleştirileri okunabilir. Ayrıca bir değerlendirmeye gerek görmüyorum.
  • Hakkı Yılmaz’ın çevirisi klasik çevirilerden oldukça farklıdır. Birçok temel kavram klasik çevirilerden farklı bir şekilde tercüme edilmiştir. Kendi kavram dünyası vardır. Ayet çevirilerini başkalarının çevirileriyle karşılaştığınızda muhtemelen “Bunlar aynı kitabı mı tercüme etmişler?” diye kendi kendinize soracaksınız. Başka meallerle birlikte karşılaştırmalı olarak okunmadığında sizi bu dünyadan alıp hülyalara sürükleyebilir.
  • Erhan Aktaş’ın çevirisi günümüz için en kullanışlı çevirilerden biridir. Sıradan okuyucular için kolayca anlaşılabilir olması bakımından kullanışlıdır. Kur’ânî/temel kavramlar genellikle tercüme edilmeyerek olduğu gibi aktarılmış, açıklamaları dipnotlarda verilmiştir. Çeviride benim en çok hoşuma giden bu özelliği oldu.

Not: Okudukça diğer çeviri/mealler hakkındaki değerlendirmelerimi buradan paylaşmaya, sayfayı güncellemeye devam edeceğim.

Burada şunu da ifade etmek isterim. Türkçe Kuran tercümelerinin çokluğundan şikayet edilmesi pek anlamlı değil. İngilizce Kuran tercümelerinin 50’den fazla, Almanca ve Fransızca tercümelerin 40’tan fazla olduğu mevcut durumda Türkçe tercüme sayısının az olduğu bile söylenebilir.

Çalışmalarım sırasında rastladığım şu bilgiyi de buraya aktarmak istedim. Kuran’ın Batı dillerine ilk tercümeleri şu tarihlerde yapılmış:
1143 Latince, Kettonlu Robert.
1547 İtalyanca, Andreas Arrivabene.
1616 Almanca, Salomon Schweigger.
1647 Fransızca, André du Ryer.
1734 İngilizce, George Sale.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir